papatya ve niLüfer

Başlatan Realist, Tem 29, 2008, 11:02 ÖS

« önceki - sonraki »

Realist

Mavisi yeşiline karışmış uzun uzun ağaçların gölgelerini cömertçe sunduğu türlü türlü böceklerin çiçeklerin yaşadığı insanoğlunun pek az uğradığı ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.

Suyu berrak mı berrak serin mi serin... Gölün kıyısında hayat bulmuş boynu bükük papatya yanıbaşında o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan en az kendi kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı.

Onun görkemli görüntüsünü saf masum asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu hergün.

Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını unutuyorlardı şu koskoca orman içinde...

"Tanrım" diyordu papatya içinden kimi kez;

"Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki? O suyun içinde yaşar bense toprakta... Elimi uzatsam tutamam bile onu... Oysa öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı... "

"Ey güzel çiçeğim ey benim nilüferim seviyorum seni. Lâkin öylesine çaresizim ki. Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum. Evet orada olduğunu bilmek sesini duymak güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama istiyorum ki elini tutayım güzelliğine dokunayım.

Gel gör ki ben bir papatyayım sen ise bir nilüfer. Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek..."

Nilüfer karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:

"Papatyaların en tatlısı kemandan çıkan müzik aynı ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın ben başkayım sen ordasın ben buradayım diye yerinme.

Gönül sesine kulak ver yalnız. Birşeyi istiyorsan yürekten iste.

Sevgi aşk ne büründüğün kıyafeti ne makamı ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler. Onun fermanı okunmaya başladı mı herşey susar. Herşey çaresiz kalır.

Sevgi söz konusu olduğunda kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz. Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir. Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren.

Sen ki benim güzelliğime aşkınla güzellik katmakta yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.

Şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
Sıyrıl tüm düşüncelerinden...
Yalnızca ama yalnızca beni düşle...
Yanımda olduğunu gölün sularında elimi tuttuğunu hayal et. İste beni...
Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!.."

Papatya nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
Kendini güzeller güzeli çiçeğinin yanında farzetti. İstedi... İstedi...

"Aç gözlerini!" dedi nilüfer.
Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
Sevgili çiçeğinin yanında gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...

Sevmek...
İstemek...
Hayaletmek...
İnanmak...

Olmayacak şey yoktur!
Eğer ki; bu duygulara sahipseniz...
[glow=red,2,300]Sevdiklerim kadar iyi nefret ettiklerim kadar kötüyüm....  [/glow]

Realist

[glow=red,2,300]Sevdiklerim kadar iyi nefret ettiklerim kadar kötüyüm....  [/glow]